
16 Kasım 2009 Pazartesi
12 Eylül 2009 Cumartesi
Haftanın Kare Ası

Bu haftanın ligimizde öne çıkan ve bana göre sonucu merakla beklenen 4 karşılaşması var.
1- Galatasaray-Beşiktaş
Sezonun ilk derbisinde Galatasaray favori gözükse de Milli maç sonra olması ve Galatasaray'ın milli futbolcu sayısının çokluğu,sakat sayısının fazlalığı, ve hava şartları sonucu değiştirebilecek unsurlar arasında gözüküyor.Beşiktaş'ın Tabata transferi sonrası sistem değişikliğine gitmesi mecburi oldu.Bizi bol gollü ve zevkli bir maç beklediği kesin.
2-Bursaspor-Fenerbahçe
Bu sezon puan kaybetmeyen Fenerbahçe ve hiç yenilmeyen Bursa'nın maçı izlenmeye değer en önemli maçlardan birisi.Özellikle Bursa'nın göstereceği performasn merak konusu.Fenerbahçe'de ilk kez iyi bir takıma karşı mücadele edecek.yine zevkli bir maç olacağı kesin.
3-Gençlerbirliği-Eskişehir
Benim sonucunu en çok merak ettiğim ve izlemek istediğim maç.Ama maalesef yayıncı kuruluş bu maçı naklen vermiyor.İki takımda lige damga vuracak nitelikte ama tüm spor basınının aksine benim favorim Thomas Doll önderliğindeki Gençlerbirliği.
4-Manisa-Sivas
Sezona kötü başlayan Sivas önce Trabzon'u yenen sonra ise Fenerbahçe'ye Kadıköy'de işkence yaşatan hatta elinden kaçıran Manisa'ya konuk oluyor.Bakalım Sivas yükselişe geçebileceği ilk puanlarını alabilecek mi?Ya daManisa iyi gidişatına devam edebilecek mi?hepsini maç sonun da göreceğiz.
10 Eylül 2009 Perşembe
Son düdük


Bana kalırsa bu Dünya Kupası için bizim son düdüğümüzdü.Bu saatten sonra ne Bosna kaybeder ne de biz gidebiliriz Afrika'ya.Atı alan Üsküdar'ı geçti derler ya işte öyle birşey bu da.Maç hakkında fazla konuşmaya gerek yok ama sahada bişey yapmak isteyenler bişey yapabilenler ve bişey yapamayacak kadar kabiliyetsiz olanlar vardı.Son sözüm Ceyhum Gülselam Türk futbolu için büyük bir kazançtır.Eğer galip gelmiş olsak onun iyi futbolundan bahsediyor olacaktık.Bence çocuğun hakkını yemeyelim ve yine bahsedelim mükemmel futbolundan hemde acemiliğine rağmen!!!
İngiltere garantiledi

İngiltere gerçekten çok iyi bir futbolla Euro 2008'e gidememenin acısını çıkarıyor.Steve Mclauren'den görevi devralan Capello çok iyi mücadeleci bir takım sahaya sürüyor.Sadece anlamadığım tek nokta bu seneye çok iyi başlayan ve peynir ekmek gibi gol atan Defoe'nin yerine yıllardır aynı tas aynı hamam olan Emile Heskey'nin oynaması..Sonuç olarak İngiltere Afrika'da olacak ve maçları zevkli geçeceğe benziyor.Bence Capello başta oldukça İngiltere Dünya Kupası'nda da favoriler arasında gözüküyor.
Arjantin'in hali

Brezilya maçından sonraki yazımda Arjantin stoperlerinden bahsetmiştim.2 acemi stoperin zorlandığını yazmıştım.Dün gece Maradona bu stoperlerden birini kızağa çekerek Heinze'yi stopere çekip sol bekte Papa diye bir oyuncu oynattı.Biraz geç bir hareket ama yinede düzgün bir hareketti Heinze'nin stoperde olması.Ama anyı vurguyu Papa için yazamıyacağım çünkü 90 dakika boyunca birtek olumlu hareket yapamadı.İnsan sağ ayağını yürümek dışında hiçmi kullanamaz buna anlam veremiyorum.Açıkcası İbrahim Üzülmezden daha kötü sol bek olduğuna cidden inandım artık.adam ileri gidiyor ama elinde bişey olmadan dönüyor.Neyse Arjantin Tevezinde yokluğunda ileride Agüero ile başladı ama değişen bişey yoktu yine kötü yine kötü. 50. dakikada Veron 2. sarıdan atılınca Maradonanın maça hamlesine anlam veremedim.Agüero'yu çıkartıp yerine 35 yaşında ki Martin Palermo'yu aldı ve çift ön liberoda devam etti hem de 1-0 mağlupken.Hadi bu saatten sonra topu şişircek ve Palermo'da topu Messi vb. indircek desek bunu da denemediler çünkü hep yerden oynadılar.Zaten bunu 40 dakikaya yakın yapmak pek akıl karı bir iş değil.Palermo ilk kafa topuyla 90+2 de tanıştı bunda da zaten içeri çıkardı ama Arjantinli futbolcu dokunamadı.Neyse fazla uzatmaya gerek yok görünen o ki Maradona bu işi pek beceremiyor ama Arjantinide 1 dünya kupasının dışında bırakmaya hakkı yok.
9 Eylül 2009 Çarşamba
Avrupa Şampiyonası
İngiltere-Hırvatistan

Yaklaşık 2 yıl önce Wembley de Hırvatlar beraberliğin yeteceği bi maçta İngilizler'i 3-2 yenerek 2008 Avrupa Şampiyonası'nın dışında bırakmışlardı.İngilizler bu maça kenetlenmiş durumda...Terry Defoe'nin formu sorulduğunda inşallah Hırvatalar'a karşıda gollerini sıralar derken bu işe ne kadar ciddi baktıklarını göstermekte...Ne diyelim bence gecenin en zevkli ve önemli maçlarının başında gelir....
6 Eylül 2009 Pazar
Türkiye-Estonya

Bu maç hakkında fazla konuşmaya gerek olduğunu sanmıyorum.Sadece bazı noktalar çok önemli onlara değinmeden önce günlerdir Estonya'nın son 10 maçta 8 g0l yediği Brezilya'nın bile zar zor 1-0 kazandığı, çok zorlu bir rakip olduğu söylenip duruyordu.Ancak bünyesinde 7-8 tane Levadia Talinn'li oyuncu bulundurması, daha 2 hafta önce Galatasaray'ın bu takıma 6 tane attığı hep göz ardı ediliyordu.Hee birde Brezilya maçı izlenmeden konuşuluyordu ki Brezilyalı futbolcular resmen dayak yedi.Çok sert oynandı ve maçın zorluğu bu sebepten kaynaklanıyor.Tekrar maça dönecek olursak Arda Emre Tuncay ve Hamit maça çok iyi başladılar ve kalite farkını hemen ortaya koydular.Ancak biraz beceriksizlik birazda hatalardan dolayı kalemizde golü görünce paniklesekte 5 dakikada atlattık ve maça tekrar döndük.Burada Arda Turana değinmeden edemiyeceğim.Ahmet Çakar Arda'yı devamlı Messiyle kıyaslıyor ya bence dün gece bu kıyası bir daha düşünmesi gerektiğini anlamıştır.Arda belki Messiyle kıyaslanamaz ama Messiden daha fazla takımına fayda sağladığı bir gerçekti dün gece.Emre belözoğlu belkide son yıllardaki en iyi oyununu oynadı ileriye doğru takımını çok iyi organize etti bir kaçkez de geride kademe yaptıki bunu bazı defans oyuncusuyum diye geçien kişilere izletmekte fayda var.Hamit sakatlıktan yeni çıkmasına ve kondisyon eksiğine rağmen sahanın her yerindeydi.Ona zaten hiç bahsetmeye gerek yok Milli takımımızın omurgasını sayacak olsak en başta onu sayarız.Tuncayın şu son 2 yılda en büyük ilerleme kaydettiği nokta son vuruşlarındaki müthiş gelişim olmuş.İngiltere ona büyük kazanç sağlamış.Bundan sonra da Milli takımımız için çok faydalı olacaktır.Ayrıca Sercan bir saniye bile yerinde durmayarak Estonyalıların sağlam denen savunmasının ayarlarıyla oynayarak gerek tuncay gerek arda gerekse kazıma yer açtı ve de çok başarılıydı.Ancak biraz daha arkadaşlarına alışması gerekiyor.Çünkü tam olarak uyum söz konusu değil.Kazım gecenin en kötüsüydü.Tek olumlu hareketi 60. dakikada oyuncan çıkarken hızlı hareket etmesiydi.Gökhan gönül ne akdar iyi niyetli ve yetenekli olsa da top kontrolündeki eksikliği hücuma çıkarken onu yavaşlatıyor ve doğal olarak takımda bu sorundan etkileniyor.Dediğim gibi ne kadar kaliteli iyi ve yetenekli bir oyuncu olsada Arda'yla onu kıyaslamak Futbola ve dürüstlüğe ihanettir.Gökhan Zan'ın sakatlanması Bosna maçı öncesi büyük talihsizlik.Önder her ne kadar Fenerbahçe'de oynasada ne Milli takım için hazır ne de Servet'le uyumu var.Kademe yapmalardaki yer tutuşundaki hataları futboldan biraz anlayan dün gece görmüştür.Bence Emre aşık hemen kadroya katılmalı ya da kadroda başka stoper varsa o kullanılmalı.Yoksa etkili Bosna hücumcuları karşısında çok sıkıntı çekeriz.Dün geceki son değineceğim konu ise Ömer Üründül'ün 70. dakikada farketti spikerin futboldan anlamadığını belli edercesine Üründül'ün dediklerini saçma sapan şekilde yorumladığı ve daha maçın başından beri bas bas bağıran ön liberodan geriye dönük oyuncu noksanlığıdır.Daha net anlatmak gerekirse önceden Marco Aurelio'nun yaptığı daha sonra Mehmet Topal , Ayhan ve Mustafa Sarp'ın uzmanlaştığı ön libero olayı.Geriye dönük bir oyuncu Bosna maçında mutlaka şart.Bunun kim olacağına karar vermek tabiki Fatih Terim'in elinde ama bu 2 li asla Hamit ve Emre ikilisi değil.Hamit'i Kazım'ın yerine sağa çekip oraya geriye dönük bir oyuncu koymalı.Son olarakta Estonya karşısında atılan 4 gole sevinirken yenilen 2 golüde şapkamızı öne koyup düşünmeliyiz.
Arjantin-Brezilya

Bu maçı bu şekilde 2 devre olarak yazmamın sebebi maradonanın maça nasıl başladığı ve sonra oyuna nasıl müdahale ettiğini görmek içindi.
1.devre
Tahmin ettiğimiz gibi sert ve Arjantin'in istekli tavırlarıyla başladı maç. 2 takımdanda bazı oyuncuların maçı dahada germe çabası varken Arjantin kısa paslarla yavaş brezilya stoperlerinin arasına kaçmaya çalışıodu.Burada kuşkusuz messi ve tevezden faydalanmak istiyodu Maradona.Kısa sürelide olsa 1-2 pozisyonda bunu yapabildi.Yaşlı veron maça iyi başladı ve takımını iyi yönetiodu taki Elano'nun ortasında Luizao bomboş pozisyonda kafayı vurana dek.Bazen kendi milli takımımıza kızıyoruz ama böyle önemli maçta duran topta adam paylaşımında bu kadar büyük yanlışlık yapılmamalı.Kimse görmüyor sanırım orada Luizao'nun bomboş oldugunu.Bu dakikadan sonra Brezilya biraz daha rahatladı ve daha rahat top çevirmeye başladı. 2 gol yine bir duran top sonrası geldi.Yine adam paylaşımında yanlışlık vardı. Aslında burada suçu birazda maradonada aramak lazım böyle üst düzey maça kaleciniz ve 2 stoperiniz acemi olarak çıkarsanız formda bir brezilya size daha köü şeylerde yapabilir.Arjantinin baskısı 2. golden sonra dahada arttı.Ama net pozisyon bulmakta zorlandılar.Sırf damadıma torpil yaptığımı düşünmesinler diyerek Agüero gibi bir silahınızı kullanmazsanız ilk yarıda bunun sıkıntısını çekersiniz. 43. dakikada yine bir duran top yine adam paylaşımında sıkıntı ve kalecinin refleksi sayesinde üçü yemekten kurtuluyorsunuz.devre böylede sona eriyor.Arjantin için elde olan tek şey koca bir sıfır.
2.devre
2.devre
Beklenen oldu ve ikinci yarıya Agüero değişikliğiyle başladı Arjantin. Ön liberolardan birini çıkarıp(bu tabi ki mascherano değil) yerine Agüero'nun girmesi 2-0 olmuş bir maçta yapılması gereken en doğal hamlelerden birdir zaten.Taangocular ikinci yarıya daha organize ve çok pozisyon bularak başladılar.Brezilya iyi kapanıyor pozisyon vermemeye çalışıyordu top tangocuların ayağına geldiğinde.Messi çırpınıyor ama brezilyalılar yakından tanıdıkları bu farenin aralara girmesini blokların arasını iyi kapatarak engellemeyi başarıyolardı.Brezilyanın en zayıf bölgesi olarak görünen Andre Dos Santos'un kanadından gelmeye çalışıyorlardı ama Robinho'nun bile bu kadar geriye gelip Santosa yardımları sayesinde çokta fazla bi verim elde edemediler 65 dakika boyunca.Robinho'nun bile böyle geriye gelmesi sambacıların bu maçı ne kadar dikkate aldıgının göstergesiydi.Takii 65 te genç oyuncuları Datolo'nun 35 metreden attığı mükemmel füzeye kadar.Bundan sonra işler değişebilir diye düşündüğümüz ve Arjantin'in ümitlenmeye başladığı anda Kaka'nın mükemmel arapası ve Luis Fabiano'nun ders niteliği taşıyacak gol vuruşuyla 3'ü buldu Brezilya.Hemen müdahale eti Maradona ve militoyu aldı oyuna ama fazlada değişen bişey olmadı.Yine ortada geçen oyun devam ederken 75 te Adriano aylar sonra milli formayı tekrar giydi üzerine.Eski Adriano'dan biraz uzak bir görüntüsü vardı ama iyiye gittiğide aşikar.Tangocular yüklenmek isteselerde mücadele etselerde sambacılar iyi kapanıyor ve sonuca gitmelerini engelliyolardı. 3-1 gibi bi skorla brezilya galip gelmeyi başardı.Akıllı oynadılar ve gerekeni yaptılar.Eğer Arjantin'in başında Maradona değilde başkası olsaydı çoktan tefe konmuş sınır dışı edilmişti.Maradona'nın kredisi sınırsızdır Arjantinliler için.Onu yollayamazlar ama Maradona Arjantin'in iyiliği için takımın başından ayrılmalı…
Netice olarak Maradona arjantin için seçilmiş bir kaftan değil sadece basit hatalarla her maçta takımını ateşe atacak bir hocalık yapıyor. Bence hemen bırakmalı ve Napoli'ye gitmeli.Napoli'nin kapıları nasılsa ona herzaman açık....
23 Ağustos 2009 Pazar
Gençlerbirliği ve Thomas Doll

Sezon öncesi hazırlıklarını ve maçalrını pek takip edemediğimiz bir takım Gençlerbirliği.Ancak Thomas Doll adının ve Almanya'da yaptığı işleri bilir olmak bizi Gençlerbirliği adına umutlandırmıştı.Gerçkten teknik direktörlük adına yılın en iyi transferlerinden biriydi.Ligin ilk 2 haftasında beraberlik alan ve çok gol kaçırdığını duyduğumuz Gençlerbirliği’ni dün akşam Beşiktaş karşısında ilk kez izleme fırsatı bulduk.Son zamanların en önemli deyimleri haline gelen rakamsal ifadelerle 4-2-3-1 düzeniyle oynuyorlar.En önemli değişiklik takıma bir Almanın elinin değmiş olduğundaki belirginlik.Takım olarak mücadele ediyorlar oyundan düşmemeye çalışıyorlar ve en önemlisi hırslı ,çabuk ve yardımlaşmayı seven bir takım haline gelmişler.Önde Kahe gerçekten üst düzey bir oyuncu görüntüsü çiziyor.Topu tutuyor saklıyor çalım atıyor stoperleri yorup onlarla boğuşuyor.Eee daha ne olsun.Tozo bildiğimiz M.Aurelio tipi bir oyuncu ve hiçbir eksiği yok gibi duruyor.Bence Fenerbahçe Aurelio'nun boşluğunu doldurmak için fazla uzağa bakmamalı.Gerçekten çok iyi oynadı.ben özellikle Mustafa Pektemek'e değinmek istiyorum.Ümit Milli takımdan da bildiğimiz üzere tipik bir santrafordu ve öylede oynuodu.Ama yeni sistemde 4-2-3-1 ‘in 3 lüsünün solunda oynuyor ve gerçektende üst düzey bir oyun oynadı.Gerek bindirmeleri gerekse Kahe'ye yardımlarıyla maçın en etkili ismlerinden biriydi.Burhan'a değinmeden geçemiycem burhan sürati ve topla oynamadaki başarısıyla çok iyiydi ve önce İ.Üzülmez'i sonrada İ.Köybaşı'yı çok zor durumda bıraktı.Böyle devam ederse daha da iyi yerlere geleceğinden eminim.Sol bekleri Aykut'ta çok iyiydi bindirmeleri ve oyunuyla oda geçer not almıştır otoritelerden.Aslında tüm takımı kutlamak lazım çünkü gerçekten yardımlaşmaları ve oyunlarıla çok iyiydiler galibiyeti kaçıranlarda onlar oldu.Son olarak sölemek istediğim ise bu sezon gerçekten saymadığımız takımlardan biriydi ama artık ilk 8 için herkes bence Gençlerbirliğini de hesaba katmalı.
10 Ağustos 2009 Pazartesi
Makukula Kayserispor'da

1.93 boyundaki pivot santrfor özelliği taşıyan Portekizli oyuncu dün Ankara'da yeni takımının maçını izlemiş.Tolunay Kafkas'ın devamlı istediği pivot santrfor işlemleri yetişirse yeni haftada forma giyecek.Tolunay Kafkas geçen sezon başından beri böyle bir oyuncunun noksanlığını çekti.Çok iyi mücadele eden bir takım yaratsa da gol yollarındaki sorun hep hissedildi.Umarım bu sorunu yeni transferleriyle beraber çözerler ama anlamadığım bir nokta eğer böyle bir oyuncuya ihtiyacınız varsa ve Ümit Milli takımın pivot satrfor görevi gören oyuncusu Turgay elinizdeyse neden onu Bursa'ya satar ve yeni arayışlara girersiniz.Yada şöyle soralım tek bir oyuncu tüm sezonun külfetini sakatlık formsuzluk ve başka sorunlar olmadan çekebilecek mi?Bu sorulara cevap ''Turgay kötü futbolcu'' olacak ise Bursa neden bu oyuncuyu transfer etti?Ya Ertuğrul anlamıyor bu işten yada Tolunay diyesi geliyor insanın.Ama ben ikisinide çok beğenen ve güvenen biri olarak bu işte başka bişey vardır demekle yetiniyorum...Bu arada bu oyuncu geçen sezonu Bolton'da kiralık olarak geçirdi bunuda söylemeden geçmiyelim.
30 Temmuz 2009 Perşembe
Elano ve Lincoln

Lincoln gittikten sonra hız kaybetmeden Avrupa seviyesinde bir üst kaliteye çıkmayı başardı Galatasaray.Lincolnle ilgili büyük hayal kırıklığı yaşayan taraftarın psikolojisinin düzelmesi yönünden de çok yerinde ve şahane bir transferdir bu.Futbol yeteneği ve becerisi tamamen ayrı bir şeydir.Lincoln bu yönden sınırı belli olmayan üst seviyelerde bir topçuydu.Elano'yu bu açıdan Lincoln'le karşılaştırmaktan ziyade, daha çok o bölgede oynayabilen, fiziken Avrupa standartlarına daha uygun, daha çok yönlü bir oyuncu olması göz önünde bulundurulmalı.Yakınında bulunan ve beraber mücadele edeceği Arda ,Kewell ,Keita ve Baros gibi oyuncularla (hangileriyle oynayacağıda büyük bir muallak) çok daha yıldızlaşacağı ve ne kadar yerinde bir transfer olduğunu göstereceğini tahmin etmekteyim.En azından Lincoln'den çok daha fazla mücadeleci olduğu ilk başta görünen artısıdır.
Elano

Niye Elano bu kadar önemli bir transferdir öncelikle bunu sorgulamak lazım.Cevaplamaya başlamadan önce özellikle Elano Brezilya milli takımında düzenli olarak oynayan bir oyuncudur.Bunu başta saymak zaten kafada ki bir kaç ampulün sönmesini sağlar.Ukrayna'da bulunduğu dönemde bile milli takım rotasyonuna girmeyi başarmıştır ki bu Türkiye, Ukrayna gibi ülkelerde o kadar da kolay değildir. Kendinizi gerçekten ispatlayamazsanız size tercih edilecek bir çok oyuncu bulunur başta Brezilya olmak üzere bu tarz ülkelerde.Dahası Elano Manchester City'nin düzenli oyuncusudur.Son 2 yıldır takımda meydana gelen birçok değişikliğe rağmen hiç arka plana düşmemiştir.Toplamda İPL ve UEFA kupasında 36 maça çıkmıştır geçen sezon.Bir önceki sezon takımın en önemli silahıydı ve takım onun eline bakıyordu. Bu adamın Türkiye'ye gelmesine akıl sır ermiyor. Kewell'ın sakatlık problemi vardı, Baros'un gol kısırlığı ve mutsuzluğu. Keita geçen seneyi formsuz geçirdiği için gelebildi bu diyarlara ama Elano! Elano Türkiye'ye gelen en komple oyunculardan ilk 3e girer benim gözümde ve Mario Jardel'le beraber kariyer zirvesinde gelen ender yabancı oyunculardan biridir.
29 Temmuz 2009 Çarşamba
City'den müthiş transfer

Man City, kadrosunu onca forvetle doldurduğu ama kırılgan defansına takviye yapmadığı için yazı yazmayı bilen herkes tarafından biton lafa maruz bırakılıyordu ama inanılmaz bir doğruya imza atarak önce o forvetlerden Bojinov ve Benjani'yi gönderme kararı aldı, şimdi de dünyanın en iyi stoperlerinden biri olan Kolo Toure'yi renklerine bağladı. Hatta söylentilere göre Lescott'u da almak üzerelermiş. Defansta Richards, Toure, Lescott, Bridge; orta sahada Ireland, Kompany, Barry; forvette Tevez, Adebayor ve Robinho ile şampiyonluğun en önemli adayı olmasalar bile ilk dört için mutlak favoriler arasına girer bu takım. Böyle bir kadroyu çekip çevirme konusunda Mark Hughes çuvallamazsa, gelecek sene inanılmaz bir takım ve kıyasıya bir mücadele bizi bekliyor İPL'de...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



